Kamil FERATOĞLU (151820051032) - 12 mayıs
   
  ANASAYFA
  DİŞLİLER VE ÇEŞİTLERİ
  DİŞLİLERİN İMALAT YÖNTEMLERİ
  BAZI DİŞLİ ÇARK RESİMLERİ
  ŞUBAT 2008
  MART 2008
  NİSAN 2008
  MAYIS 2008
  => 1 mayıs
  => 2 mayıs
  => 3 mayıs
  => 4 mayıs
  => 5 mayıs
  => 6 mayıs
  => 7 mayıs
  => 8 mayıs
  => 9 mayıs
  => 10 mayıs
  => 11 mayıs
  => 12 mayıs
  => 14 mayıs
  => 15 mayıs
  => 16 mayıs
  => 17 mayıs
  => 18 mayıs
  => 19 mayıs
  => 20 mayıs
  => 22 mayıs
  => 23 mayıs
  => 24 mayıs
  => 25 mayıs
  => 26 mayıs
  => 27 mayıs
  => 28 mayıs
  => 29 mayıs
  => 30 mayıs
  => 31 mayıs
  HAZİRAN 2008
  İSTATİSTİK ÖDEVİ
  Otomobillerde Kullanılan Kasa Tipleri
  Çift Vatandaşlık

Odalar, gidişattan kaygılı

12.05.2008 - 16:24


Ankara'da bulanan odalar, yayınladıkları ortak bildiride ekonomideki gelişmelere dikkat çekerek siyasilere çağrıda bulundu

ANKARA - Ankara'da bulanan odaların başkan ve yöneticilerinin, yayınladıkları 'ortak bildiride' ekonomideki gelişmelere dikkat çekilerek, ülkeyi siyasi ve toplumsal kutuplara bölecek söylem ve uygulanmalardan kaçınılması gerektiği kaydedildi.

Bildiride, "Türkiye; ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak zor bir dönemden geçiyor. Böyle bir dönemde ülkeyi siyasi ve toplumsal kutuplara bölecek söylem ve uygulamalardan kaçınmanın, başta politikacılarımız olmak üzere herkesin görevi olduğunu hatırlatmak isteriz" denildi. 

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine (TOBB) bağlı, Ankara'da hizmet veren "Odalar Olağan Müşterek Toplantısı", Ankara Ticaret Odasının (ATO) ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıya Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Ankara Ticaret Borsası, Beypazarı Ticaret Odası, Çubuk Ticaret Borsası, Haymana Ticaret Odası, Haymana Ticaret Borsası, Polatlı Ticaret Odası, Polatlı Ticaret Borsası ve Şereflikoçhisar Ticaret Odasının başkan ve yöneticileri katıldı. Toplantının sonunda "Odalar Müşterek Toplantısı Ortak Bildirisi" yayımlandı. 

ATO Başkanı Sinan Aygün'ün okuduğu bildiride, ekonomide 'kriz sonrası yaşanan toparlanma sürecinin sonuna gelindiği ve yeniden bir bozulma sürecinin başladığının' izlendiği kaydedildi. Tüccar, esnaf, sanayici, çiftçi ve toplumun diğer kesimlerinin giderek büyüyen sorunlarla kuşatılmaya başlandığı ve eğer bu zorluklara şimdiden müdahale edilmez ise önümüzdeki aylar ve yıllarda çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalınabileceğinin işaretlerinin alınmaya başlandığı vurgulanan bildiride, şu görüşlere yer verildi: 

"Yeni bir tarım politikası kaçınılmaz"

"Dünya ekonomisi, ABD'de başlayan ve diğer ülkelere de sıçrayan bir kriz sürecinin içerisine girdi. Krizin dip noktasının neresi olduğu ve nerede duracağı henüz bilinmiyor. Böyle bir ortamda Türkiye ekonomisi, düşen büyüme hızı, yükselen cari işlemler açığı, yükselen enflasyon ve yükselen işsizlik gibi sorunlar tarafından kuşatılmış durumda bulunmakta. Enflasyonla mücadele konusunda Hükümet ile Merkez Bankası arasında, bir anlayış birliği olmadığını gösteren işaretler bizleri kaygılandırmakta. Son aylarda temel gıda maddelerinin fiyatlarında, resmi enflasyon oranının beş-on katına ulaşan artışlar, bir yandan enflasyonu azdırırken bir yandan da yoksullaşmayı hızlandırıp, yoksul halkın açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalma riskini artırıyor. Gıda fiyatlarında yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin son yıllarda uyguladığı tarım politikalarının yanlışlığını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu nedenle Türkiye'nin gelecek yılları kurtarabilmek için hiç zaman kaybetmeden üretim maliyetlerini azaltacak, verimliliği ve üretimi artıracak yeni bir tarım politikası belirlemesi kaçınılmaz." 

"Cari açığın hızla büyümesi sürdürülebilir bir durum değil"

Türkiye ekonomisinin 'fay hattı' olarak değerlendirilen cari işlemler açığının, son üç yıldır kritik sınır olan 'GSYİH'nin yüzde 4'ünün' üzerinde seyrettiği, milli gelir büyüme hızının yavaşlamasına rağmen, cari işlemler açığının hızla büyümeye devam etmesinin sürdürülebilir bir durum olmadığı ifade edilen bildiride, cari işlemler açığındaki büyümede, enerji fiyatlarının önemli bir etkisi bulunsa da tarım üretimindeki azalma, ara malı ithalatına olan bağımlılığın giderek artması, ihracatın katma değerinin giderek azalması ve tüketim malı ithalatındaki artışların gözardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekildi. 

"Mali disiplinde önemli gevşeme"

Bu arada Hükümetin açıkladığı "Orta Vadeli Mali Çerçeve"nin, enflasyon ve cari işlemler açığının büyüme eğiliminde olduğu bir dönemde, mali disiplinde önemli bir gevşemenin gündeme geleceğine işaret ettiği ifade edilen bildiride, Merkez Bankası "enflasyonu düşürmek için sıkı para politikası uygulama" kararı alırken, 'Hükümetin mali disiplini bozacak adımlar atmaya hazırlanmasının, yangına benzin dökmek anlamına geleceği' vurgulandı. Böyle bir gelişmenin, kamu borçlarını gelecekte yeniden içinden çıkılmaz hale getireceği anlatılan bildiride, ayrıca kamu mali disiplininde yaşanabilecek bozulmanın, cari işlemler açığını daha da artıracağından kuşku duyulmaması gerektiği kaydedildi. 

"Reel sektör firmaları enkazın altında kalabilir"

Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak zor bir dönemden geçtiği, böyle bir dönemde ülkeyi siyasi ve toplumsal kutuplara bölecek söylem ve uygulamalardan kaçınmanın, başta politikacılar olmak üzere herkesin görevi olduğu hatırlatılan bildiride, bu anlayışın hayata geçirilmesinin toplumsal barışı korumanın yanı sıra ekonomideki kırılganlıkların azaltılması açısından elzem olduğu kaydedildi. Bildiride, şöyle denildi: 

"Bu yıl 50 milyar doları bulması beklenen cari işlemler açığı yeni bir depreme yol açarsa, enkazın altında yüksek dış borçlanma nedeniyle önemli bir kur riski bulunan reel sektör firmaları kalabilir. Şirketler kesiminin dış borç ödemelerinde bir sorunla karşılaşmasının hem bankacılık sektörünü hem de kamuyu olumsuz etkilemesinin kaçınılmaz olduğu dikkatlerden uzak tutulmamalı. 

Düşük döviz kuru ithal tüketim mallarına yönelik olarak yapay bir talep yaratırken, geliri reel olarak artmayan Türk halkı, bu tüketim harcamalarını giderek bankalara daha çok borçlanarak gerçekleştirmekte. Bankaların da tüketime özendirdiği Türk halkı, bugün gelirinin yüzde 30'una yaklaşan bir borç yüküyle karşı karşıya bulunmakta. Borç yükünün en önemli nedenlerinden biri de, bankaların kredi kartlarına uyguladıkları fahiş denilebilecek yükseklikteki faiz oranları." "İşsizlik sorunun çözümü için, tüm adımları destekleyeceğiz"

Yüzde 11,3 olarak açıklanmasına karşın, ülkenin, "umudu kırıklarla" birlikte yüzde 20'yi aşan işsizlik sorunuyla karşı karşıya bulunduğuna da işaret edilen bildiride, "Ekonomideki olumsuz gidişin en önemli göstergesi olarak kabul ettiğimiz işsizlik sorunun çözümü için, atılacak tüm adımları destekleme kararlılığındayız. Bu nedenle, TBMM'de bulunan İstihdam Paketi kapsamında, istihdam üzerindeki ağır kamusal yükleri azaltmaya ve istihdamı teşvik etmeye yönelik düzenlemelerin bir an önce uygulamaya konulmasını bekliyoruz" denildi. 

"Grosmarketler, küçük ilçelerdeki esnafı tehdit etmeye başladı"

ATO Başkanı Aygün, bildiriyi okuduktan sonra toplantıya katılan oda başkanları ve yöneticilerinin dikkat çektiği Ankara'ya ilişkin bazı talep ve temennileri de dile getirdi. Bu dilek ve temenniler arasında; Ankara'daki odaların lisanslı depoculuk ve Ürün Borsaları A.Ş konusunda birlikte hareket ederek, bu konularda Türkiye'ye öncülük yapmaları gerektiğini yer alırken, esnafın artık ayakta durmakta zorlandığı Grosmarketlerin, küçük ilçelerdeki esnafı bile tehdit etmeye başladığı bu nedenle Marketler Yasasının TBMM'den hızla çıkarılarak yürürlüğe konulması gerektiği kaydedildi. 

Hazır giyim AB'de yol aldı, ABD'de firene bastı

12.05.2008 - 16:22


Yılın ilk çeyreğinde 4,3 miyar dolarlık ihracat gerçekleştirilirken sektörün AB'ye ihracatı %17,6 arttı, ABD'ye ihracat ise %25,5 küçüldü

 

İSTANBUL - İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan "Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektörü 2008 Ocak-Mart İhracat Performans Değerlendirmesi" raporuna göre, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün bu yılın ilk çeyreğinde 4,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiği, bunun 3,5 milyar dolarının AB'ye yapıldığı, ABD'deki küçülmenin ise devam ettiği bildirildi. 

(İTKİB) "Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektörü 2008 Ocak-Mart İhracat Performans Değerlendirmesi" raporunda, 2008 yılının ilk üç aylık döneminde Türkiye'den 4,3 milyar dolar değerinde hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştirildiği, sektör ihracatının 2007 yılının ilk üç aylık dönemine göre yüzde 16,7 arttığı kaydedildi. 

Rapora göre, 2007 yıl sonu itibariyle hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında yüzde 14,8 düzeyinde bulunan artış 2008'in ilk çeyreğinde yükseliş trendine girerken, sektördeki bu yılın ilk üç ayındaki ihracatın "aslan payını" 3,5 milyar dolar ile AB aldı. ABD pazarındaki kan kaybı devam ederken, AB'ye yapılan ihracatta yüzde 17,6 büyüme kaydedildi, ABD'ye ihracatta yüzde 25,5 küçülme oldu. Almanya, Türk hazır giyim ve konfeksiyon mamulleri ihracatında yüzde 24,8'lük pazar payı ile en fazla ihracat yapılan ülke konumunu korudu. 

2008 yılının ilk çeyreğinde hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında sadece ABD, Kanada, Japonya, İsviçre gibi ülkelerin yer aldığı diğer Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülke grubunda yüzde 10,9 düzeyinde bir düşüş görüldü. Bunun dışında tüm ülke gruplarında ihracatta yüzde 3,2 ile yüzde 48 arasında değişen oranlarda artışlar yaşandı. 

İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, AB'nin Çin'e karşı uyguladığı kotaları bu yıl kaldırmasına rağmen Avrupa pazarında büyüme sağlandığını vurguladı. 

2007 yılının son çeyreğinde yüzde 191,3 olan asgari ücret endeksinin 2008 yılının ilk üç ayı içinde yüzde 198,8'e çıktığına işaret eden Orakçıoğlu, "Sektörün en önemli maliyet bileşenlerinden olan iplik ve kumaş gibi tekstil materyallerinin fiyatları, Türkiye'deki genel fiyat artışı düzeyine paralel bir artış gösterdi. Ancak asgari ücretteki artış, çok keskin bir şekilde görülmektedir" görüşünü aktardı. 

Önümüzdeki dönemde uluslararası gelişmeler çerçevesinde ABD ekonomisinin uzun süreli bir resesyona girmesi ve finansal piyasalardaki kredi krizinin derinleşmesi ihtimalini en önemli riskler olarak değerlendiren Orakçıoğlu, bu durumun kırılgan durumdaki Türkiye ekonomisini tehdit ettiğine dikkat çekti. 

ANKARA - Avro, bu yılın Nisan ayında, geçen Mart ayına göre en yüksek reel getiriyi sağlayan yatırım aracı oldu. Nisan ayında Avronun getirisi TÜFE bazında yüzde 4,45 olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2008 dönemine ait finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıklandı.
TÜİK verilerine göre, bu yılın Nisan ayında finansal yatırım araçlarından Avro, üretici fiyatları endeksine (ÜFE) indirgendiğinde yüzde 1,63, tüketici fiyatları endeksine (TÜFE) indirgendiğinde yüzde 4,45 ile en yüksek oranda aylık reel getiri sağladı.
ÜFE'ye indirgendiğinde yatırım araçlarından dolar yüzde 0,19 oranında aylık reel getiri sağlarken, mevduat faizi yüzde 3,09, borsa endeksi yüzde 2,68 ve külçe altın yüzde 6,12 oranında yatırımcısını zarara uğrattı.
TÜFE'ye indirgendiğinde, doların yüzde 2,97 ve borsa endeksinin yüzde 0,02 reel getirisine karşılık, mevduat faizi yüzde 0,40 ve külçe altın yüzde 3,52 kaybettiren yatırım araçları oldu.
Yılın ilk 3 aylık verilerine göre; Avro, ÜFE'ye indirgendiğinde yatırımcısına yüzde 7,17, TÜFE'ye indirgendiğinde yüzde 13,96 oranında reel getiri sağladı. Aynı dönemde külçe altın, ÜFE'ye indirgendiğinde yüzde 4,37, TÜFE'ye indirgendiğinde yüzde 10,98 oranında reel gelir sağladı. Böylece, külçe altın, avrodan sonra yatırımcısına en fazla reel getiri sağlayan enstrüman oldu.

ANKARA - İmalat sanayinde kapasite kullanımı, Nisan ayında, geçen yılın aynı ayına göre değişmedi ve yüzde 81,7 olarak gerçekleşti.
İmalat sanayinde ''üretim değeri'' ağırlıklı kapasite kullanımında, Nisanda en yüksek kullanım oranı yüzde 90,3 ile kok kömürü ve rafine edilmemiş petrol ürünleri imalatında görüldü.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), imalat sanayinde eğilimler anketi Nisan ayı sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, 2007 yılı Nisan ayında yüzde 81,7 olan üretim değeri ağırlıklı kapasite kullanımı, bu yılın aynı dönemine göre değişmezken, bir önceki aya göre ise 0,5 puan artarak yüzde 81,7 olarak gerçekleşti. Bu yılın Mart ayında kapasite kullanım oranı yüzde 81,2 idi.
Nisanda imalat sanayinde kapasite kullanım oranı, devlet sektöründe yüzde 91,2, özel sektörde ise yüzde 80,4 oldu.
2007 yılın aynı döneminde kapasite kullanım oranları kamuda yüzde 84, özel sektörde yüzde 81,3 olarak belirlenmişti.

ABD D.

1.2570

1.2650

AVRO

1.9430

1.9540

 

   
Bugün 5 ziyaretçi (23 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=