Kamil FERATOĞLU (151820051032) - 6 mayıs
   
  ANASAYFA
  DİŞLİLER VE ÇEŞİTLERİ
  DİŞLİLERİN İMALAT YÖNTEMLERİ
  BAZI DİŞLİ ÇARK RESİMLERİ
  ŞUBAT 2008
  MART 2008
  NİSAN 2008
  MAYIS 2008
  => 1 mayıs
  => 2 mayıs
  => 3 mayıs
  => 4 mayıs
  => 5 mayıs
  => 6 mayıs
  => 7 mayıs
  => 8 mayıs
  => 9 mayıs
  => 10 mayıs
  => 11 mayıs
  => 12 mayıs
  => 14 mayıs
  => 15 mayıs
  => 16 mayıs
  => 17 mayıs
  => 18 mayıs
  => 19 mayıs
  => 20 mayıs
  => 22 mayıs
  => 23 mayıs
  => 24 mayıs
  => 25 mayıs
  => 26 mayıs
  => 27 mayıs
  => 28 mayıs
  => 29 mayıs
  => 30 mayıs
  => 31 mayıs
  HAZİRAN 2008
  İSTATİSTİK ÖDEVİ
  Otomobillerde Kullanılan Kasa Tipleri
  Çift Vatandaşlık

Ekonomi öncelikli gündem olmalı"

06.05.2008 - 17:43


DP Genel Başkan Yardımcısı Erdil, enflasyonun sıçrama eğilimini önlemeye yönelik hükümet tarafından düzenleme geliştirilmediğini savundu

 

ANKARA - Demokrat Parti (DP) Genel Başkan Yardımcısı Sabri Erdil, "Hükümet, acil olarak ekonomiyi öncelikli gündemine almak zorundadır" şeklinde konuştu 

Erdil, yaptığı yazılı açıklamada, dört ayı aşkın bir süredir uzmanların ikazlarına rağmen, kendisini açıkça gösteren enflasyonun sıçrama eğilimini önlemeye yönelik hükümet tarafından hiçbir düzenleme geliştirilmediğini savundu. 

Hükümetin, zamanında ilgili önlemleri almayarak "ekonomideki enflasyon fenomenini sistematik hale getirdiğini" ileri süren Erdil, "Enflasyon artık dış ve iç faktörlerin yanında ekonominin aktörleri ve toplumun tüm kesimlerince beklenen bir olgu haline gelmiştir. Tüm kesimlerde yüksek enflasyon beklentisi gelişmiştir. Bu nedenle hükümetin üreteceği önlemler etkisini azaltacaktır" görüşüne yer verdi. Erdil, şunları kaydetti: 

"Bugün enflasyonun yıllık TÜFE'de 9.66, ÜFE'de 14.56 gibi çift haneli rakamlara ulaşmasına rağmen, hükümet konuyu ciddiye almamakta ısrar etmektedir. Çok geç kalınmasına rağmen, bu durumu önleyecek düzenlemeler aslında mevcuttur. Hükümet, acil olarak ekonomiyi öncelikli gündemine almak zorundadır. Kolay atışma siyaseti yapmaktan vazgeçmelidir. Hükümet muhalefet değil, birçok yapısal sorunu olan bir ülkede yüzde 47 oy almış bir iktidar olduğunun hala farkında değildir veya bunu görmezlikle geçiştirmeye çalışmaktadır." 

Borsada yüzde 1.3 değer kaybı

06.05.2008 - 17:27


Bileşik Endeks, yurtdışındaki temkinli havanın etkisiyle satıcılı seyir izledi

İSTANBUL - İMKB Ulusal-100 Endeks, günü 562 puan ve yüzde 1.29 değer kayıpla 42896 puandan tamamladı. Gün sonunda 1.1 milyar YTL işlem hacmi kaydedildi.

Alıcılı açılışın ardından 43800 bölgesini deneyen borsa, sıkışık görünüm sergilediği ilk seansı 43200 bölgesinden tamamladı. Öğleden sonra yurtdışı borsalardaki satışların devam etmesi endeksin ikinci seansta bir miktar daha geri çekilmesine neden oldu. Özellikle petrol fiyatlarındaki artış ve ABD piyasalarındaki satıcılı görünüm etkisiyle 42699 seviyesi test edildi. Bugün Euro bölgesinde mart ayı ÜFE rakamları beklentiler dahilinde yüzde 0,7 artarken, yıllık bazda ise ÜFE'de yüzde 5,6 beklentisine karşın yüzde 5,7 artış açıklandı. ABD'den gelecek makroekonomik veriler ve ilk çeyrek bilançolar piyasaların seyrinde etkin rolü oynamaya devam edecek. İMKB'de 42400, 41900, 41450, 41100, 40600, 40300 ve 39600 destekler; 43750, 44000, 44850 ve 45300 dirençler olarak izlenmeye devam edilecek.

Dolar dengeli, faiz yükseldi

Güne kararsız başlayan dolarda gün boyu dengeli görünüm etkili olurken, faiz cephesinde yükseliş yaşandı. Dolar serbest piyasada 1.2600 YTL'den alıcı bulurken, bankalararası valörlü işlemlerde 1.2550-1.2650 YTL bandında hareket etti. Serbest piyasada euro ise, 1.9630 YTL'ye çıktı.

Satış baskılı seyirle açılış yapan tahvil-bono cephesinde ise 13 Ocak 2010 vadeli gösterge tahvilin faizi yüzde 19.55 bileşik seviyesinden kapanırken, yarına valörlü işlemlerde yüzde 19.75 seviyesine çıktı. Gösterge kıymet dün yüzde 19.44 bileşik seviyesinden kapanırken, bugüne valörlü işlemlerde yüzde 19.47 seviyesinde yer almıştı. Öte yandan Hazine düzenlediği 20 ay (616 gün) vadeli YTL cinsinden iskontolu tahvil ile 4 yıl (1379 gün) vadeli, TÜFE'ye endeksli devlet tahvili ihaleleriyle ROT satış dahil 1 milyar 933,5 milyon YTL borçlandı. İskontolu tahvilde bileşik faiz yüzde 19.57 oldu.

Önemli Duyuru:

"22 Nisan 2002 tarihli Sermaye Piyasası Kurulu'nun Seri: V, No: 55 "Yatırım Danışmanlığı Faaliyetine ve Bu Faaliyette Bulunacak Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ"i Uyarınca Yayımlanan Uyarı Notu: "Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföye yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir."

MB döviz alım ihalesine 52 milyon dolar teklif geldi

06.05.2008 - 13:49


İhalede ortalama fiyat 1.2549 YTL

ANKARA - Merkez Bankası tarafından yapılan bugünkü döviz alım ihalesine 52 milyon dolar teklif geldi. MB'nin 15 milyon dolar aldığı ihalede ortalama fiyat 1.2549 YTL, maksimum fiyat 1.2549 YTL ve minimum fiyat 1.2548 YTL oldu.

Dünkü ihalesine ise 34 milyon dolar teklif gelmiş, ortalama fiyat 1.2619 YTL olarak gerçekleşmişti.

Hazine'den 1.9 milyar YTL net satış

06.05.2008 - 13:35


Gerçekleştirilen iki tahvil ihalesinde 909 milyon YTL satış gerçekleştiren Hazine, ROT ile birlikte toplam 1 milyar 933 milyon YTL borçlandı

ANKARA - Hazine'nin, düzenlediği 20 ay (616 gün) vadeli YTL cinsinden iskontolu tahvil ile 4 yıl (1379 gün) vadeli, TÜFE'ye endeksli devlet tahvili ihalelerinin ardından toplam satış tutarı 908,6 milyon YTL olarak gerçekleşti. Hazine, ihale öncesi yapılan 1 milyar 24,9 milyon YTL ROT satışla birlikte toplam 1 milyar 933,5 milyon YTL borçlanmış oldu.

İskontolu tahvilde faiz yüzde 19.57

20 aylık ihalede 755,6 milyon YTL net satış yapılırken, satışların nominal tutarı 1 milyar 22,6 milyon YTL olarak gerçekleşti. İhaleye 1 milyar 711,1 milyon YTL teklif gelirken, ortalama basit faiz yüzde 20.88 oldu. İhalede bileşik faiz ortalama yüzde 19.57, maksimum yüzde 19.60, minimum faiz ise yüzde 19.49 şeklinde oluştu. İhalede minimum fiyat 73.863 YTL, ortalama fiyat ise 73.895 YTL olarak gerçekleşti. İhalede satılacak senetler 13 Ocak 2010 tarihinde itfa edilecek.

TÜFE'ye endeksli tahvilde faiz yüzde 10.44

Hazine'nin YTL cinsinden 4 yıl (1379 gün) vadeli TÜFE'ye endeksi tahvil ihalesinde gelen 249,7 milyon YTL'lik teklife karşılık, net 153 milyon YTL'lik satış yapıldı. İhalede satışların nominal tutarı 135,8 milyon YTL oldu. İhalede reel basit faiz oranı yüzde 10.18, reel bileşik faiz oranı yüzde 10.44 olarak gerçekleşti. İhalede minimum fiyat ise 112.650 YTL seviyesinde oluştu. Kağıtların geri ödemesi 15 Şubat 2012 tarihinde yapılacak.

Bu hafta 2.3 milyar YTL iç borç ödenecek

Bu arada Hazine bu hafta 2 milyar 306 milyon YTL iç borç ödeyecek. Kurumun nisan ayı sonunda açıkladığı iç borç itfa programına göre, 7 Mayıs Çarşamba piyasalara 79 milyon YTL ödeme gerçekleştirilecek. 10 Mayıs Cumartesi günü ise Kamu kurumlarına kamu bankalarına ve TMSF'ye ihraç edilen senetlerin 2 milyar 227 milyon YTL'lik ödemesi yapılacak. Hazine Mayıs ayında toplam 8 milyar 597 milyon YTL ödeme yapacak.

Petrolde kabus senaryosu

 

 

Eren Güler / hurriyet.com.tr

 

Petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş, yeni zirveleri de gündeme getiriyor.

Son olarak Goldman Sachs analisti Arjun Murti tarafından yayınlanan raporda, fiyatların bir sene içerisinde 200 dolara kadar yükselebileceği ifade edildi.

KİM BU ARJUN MURTİ?

Aslında hergün petrolle ilgili yeni tahminler yayınlanıyor ama Goldman Sachs'ın analisti Murti'nin burada farklı bir yeri var. Murti'nin ciddiye alınması gerektiren en önemli neden, önceki uçuk tahmininin tutmuş olması...

Arjun Murti, 2006 yılının mart ayında, yani petrol fiyatları henüz 60 dolarlı seviyelerdeyken ortaya çıkıp fiyatların 105 dolara kadar yükseleceğini öngörmüştü. Piyasanın büyük bölümü tarafından fazla ciddiye alınmayan bu raporun fazlası bile olduğu geldiğimiz şu noktada ortaya çıktı. Petrol yıllardır hızla artarken, dün itibariyle tarihinde ilk kez 120 dolara ulaştı.

Petrol 120 dolara nasıl çıktı

Arjun Murti, yeni raporuyla şimdi petrol için daha yüksek bir seviyeyi işaret ediyor. Murti'ye göre ham petrolün varil fiyatı, arz eksiklği ve piyasadaki belirsizlikler nedeniyle iki sene içerisinde 150-200 dolar bandına oturacak.

SPEKÜLATÖRLER YÜKSELİŞE YARDIMCI OLUYOR

Petrolde son yıllarda yaşanan yükselişin temelinde Ortadoğu kynaklı gelişmeler ve petrol arzının talebe yetişemeyeceğine yönelik endişeler yer alsa da spekülasyonların etkisi de tartışılamaz. Özellikle dolardaki düşüşü fırsat bilen fonların petrol ve diğer emtialara hücum etmesi fiyatların suni bir şekilde artmasına neden oluyor. Uzmanlar, petrolün 100 dolardan sonraki yükselişinde piyasadaki spekülasyonların ve hedge fonlarının büyük etkisinin olduğu belirtiyor.

Türkiye'de enflasyon rakamları son aylarda yükseliş eğilimine girdi. Resmi enflasyon yıllık yüzde 10'a dayanmasına karşın, diğer kurumların enflasyonu çok daha yüksek rakamları işaret ediyor.

Enflasyon görünümü parlak değil

Nisan ayı enflasyon rakamları geçen hafta cuma günü açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu, Nisan ayında TÜFE'nin yüzde 1.68, yıllık bazda ise yüzde 9.66 olduğunu duyurdu. Ekonomi ile ilgili diğer kurumların enflasyonu ise başka rakamları gösteriyor.

Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) rakamlarına göre enflasyon ateşi çok daha yüksek. ATO, TÜİK'in verilerinin gerçeği yansıtmadığını savunurken, yıllık enflasyonun yüzde 49.3 olduğunu duyurdu.

İstanbul Ticaret Odası'nın rakamlarına göre, İstanbul'daki enflasyon da TÜİK'in rakamlarından yüksek. İTO, İstanbul'da yıllık enflasyonun yüzde 13.79 olduğunu açıkladı.

Sendikaların açıkladığı yıllık enflasyon rakamları da tahmin edildiği gibi resmi rakamların üzerinde. Kamu-sen yıllık enflasyonun yüzde 12.4 olduğunu açıkladı. Türk-İş ise yıllık enflasyonun yüzde 13.60 olduğunu tahmin ediyor.

Program açıklanması yarar değil zarar verdi


MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan ile Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in, "Orta vadeli yeni program" havasıyla açıkladıkları, resmi adı "Orta vadeli mali çerçeve" diye konulan revizyon rakamları, piyasalarda yoğun olarak tartışılıyor.

Büyüme-enflasyon başta olmak üzere, temel varsayımları konulmadan, böyle bir çerçeve açıklamasının anlamsızlığı konusunda herkes hemfikir.

Yine hemfikir olunan bir başka konu; açıklanan mali çerçevenin piyasaların önlerini görmeleri açısından baz alabilecekleri bir metin olmaması. Ayrıca, herkes böyle bir programın iki bakan tarafından, bu şekilde açıklanmasının altında bir şey olduğunu düşünüyor ve "asıl amacı", altında ne yattığını tartışıyor.

Hele hele Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in böyle bir revizyon metnini, "yeni çıpa" olarak lanse etmesi, işin ciddiyetini iyice azalttı. "Çıpa" kavramı üzerine, piyasa oyuncuları arasında, bu metin üzerinden yola çıkılarak bir hayli espri, şimdiden türetilmiş durumda... "Yoksa gerçekten de ekonomi yönetimi böyle bir metnin çıpa olabileceğini düşünebiliyor mu?" soruları da sorulmuyor değil. Özetle; böyle bir metnin "ekonomi programı" ya da "mali program" diye açıklanması, hele hele bunun bir "çıpa" olarak lanse edilmesi, piyasalarda ekonomi yönetimine olan güven ve önünü görme açısından yarar getirmedi, aksine epeyce zararlı oldu. Daha doğru bir deyişle böyle bir revizyon metninin ekonomi programı ya da çıpa olarak sunan kişilere, bunların deneyim ve bilgilerine olan bakış, hiç de hoş bir noktada değil. Bakanlar tamam da, acaba bürokratlar uyarmadılar mı, yoksa onlarda mı, böyle bir metnin ekonomi programı ya da çıpa olarak sunulmasını uygun mu buldular, bunu bilmiyoruz. Umarız bürokratlar itiraz etmesine rağmen bakanlar böyle bir sunum yapmışlardır. Aksi takdirde bürokratlara olan güven de zedelenecek.

Piyasalarda böyle bir revizyon tablosunun neden çıpa ya da ekonomik program olarak lanse edildiği, neden böyle bir yola gidildiği, amacın ne olduğu da tartışılıyor. Bazı iktisatçılar böyle bir revizyon tablosunun "çıpa" olarak sunulmasının asıl amacının, IMF programı yerine bunun konulmak istenmesi olabileceğini söylüyorlar. Yani bir süre Türkiye IMF’siz gidecek de, acaba, böyle bir revizyonla bu arayı mı kapamak istiyorlar? Kamu mali kontrol yasasına göre zaten Haziran ayında orta vadeli programın açıklanması gerekiyor. Buna bir ay kalmışken, yani bir zorunluluk yokken, böylesine revizyon tablosunu bir program olarak ya da çıpa olarak sunmanın ardında asıl amaç nedir, pek bulunamıyor.

Ekonomi yönetimi darmadağın

MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan ile Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in yaptığı açıklama, aynı zamanda ekonomi yönetiminde koordinasyonun hiç olmadığının de bir kanıtı. Merkez Bankası Durmuş Yılmaz’ın aynı sabah gazetecilere yaptığı açıklamaya bakarak, bu revizyondan Merkez Bankası’nın haberi olmadığı sonucunu çıkarıyoruz. Yani Merkez enflasyon hedefini tutturamamış, 4 yerine gayriresmi yüzde 9.3 hedefi açıklıyor ama ekonomi yönetimi kamuoyuna açıklamadığı başka bir revize enflasyon rakamını baz alıyor. Gelişmelerden, açıklamalardan çıkardığımız sonuç bu. Yok tersi geçerliyse yani ekonomi yönetiminin açıkladığı milli gelire oranlama tablosu, yüzde 9.3’lük enflasyona göre yapıldıysa o zaman kamuoyuna açıklanması gerekmiyor mu? O zaman enflasyon hedefinde resmi revizyon yapılması gerekmiyor mu? Bizce Maliye ve Hazine revize rakamları çalıştı ve diğer birimlere, bu arada Merkez Bankası’ na bile, yani yasal amacı enflasyonla mücadele olan birime bile, söylemedi. Böyle bir ekonomi yönetimine güven olabilir mi?

PİYASALAR - 17:00

Serbest Piyasa

USD

1.2600

 

EUR

1.9590

 

Merkez Bankası

 

Alış

Satış

USD

1.2558

1.2619

EUR

1.9429

1.9523

 

Tüm Kurlar>>>

İMKB100

42,896

   

Repo (O/N)

15.25

 

   
Bugün 10 ziyaretçi (32 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=