Kamil FERATOĞLU (151820051032) - 25 şubat
   
  ANASAYFA
  DİŞLİLER VE ÇEŞİTLERİ
  DİŞLİLERİN İMALAT YÖNTEMLERİ
  BAZI DİŞLİ ÇARK RESİMLERİ
  ŞUBAT 2008
  => 21 şubat
  => 22 şubat
  => 23 şubat
  => 24 şubat
  => 25 şubat
  => 26 şubat
  => 27 şubat
  => 28 şubat
  => 29 şubat
  MART 2008
  NİSAN 2008
  MAYIS 2008
  HAZİRAN 2008
  İSTATİSTİK ÖDEVİ
  Otomobillerde Kullanılan Kasa Tipleri
  Çift Vatandaşlık

Bankalararası piyasada dolar 1.1915-1.2015 YTL aralığında

25.02.2008 - 09:05


Bankalararası piyasada dolar 1.1915-1.2015 YTL aralığında

İşsizlik kapıyı çalıyor
Osman AROLAT
25.02.2008 - 09:11


İş dünyasının aktörleri yurdun her yerinde artan sorunlarını dile getirip, önemli bir daralmanın gündemde olduğunu ortaya koyuyor.

AROLAT'tan / Osman S. Arolat

İş dünyasının aktörleri yurdun her yerinde artan sorunlarını dile getirip, önemli bir daralmanın gündemde olduğunu ortaya koyuyor. Artan işsizliğin giderek daha büyük sorun yaratabileceğini öne sürüyor ve bu sorunun çözümü için hemen harekete geçilmesini öneriyorlar. Yeni teşvik sistemi için önerilerini dile getiriyorlar.

Birçok organize sanayi bölgesinde işçi çıkartmaları olduğu yolunda duyumlar alınca, önemli bir kentimizin sanayi odası genel sekreterine telefon açıp, kentlerinde durumun ne olduğunu sordum:

"SSK kayıtlarına bakarsanız istihdamda bir azalma yok. Ama tek tek işletmelerle konuştuğumda vardiya azalttıklarını, özellikle tekstil ve konfeksiyonda en yüksek kapasite kullanımının yüzde 60'larda olduğunu söylüyorlar. Satış ve tahsilat sorunları her geçen gün artıyor. Vadeler uzuyor. Ama bizim organizede henüz kapanan yok. Bekle gör var. Mart ayında bir hareketlenme olacağını düşünüyorlar" yanıtını aldım.

EBSO Başkanı Taner Taşkın, yüzde 7-7.5 büyüdüğümüz dönemde bile işsizlikle mücadelede kaydadeğer bir sonuç alınamadığını, bu nedenle önümüzdeki dönemde büyük sorunla karşılaşabileceğimizi öne sürdü. 2007 yılında, 2006'ya göre istihdam edilebilenlerde 368 bin kişilik bir azalma olduğunu belirtti. Taşkın, çözüm önerirken, "İstihdamın artırılması için sanayileşme stratejilerinin oluşturulması ve bu stratejiye paralel yeni bir teşvik sistemi oluşturulması şart. İleri teknoloji ve ihracata yönelik yatırımları destekleyen bir teşvik sistemi uygulanmalıdır. Teşvik sistemi, çağa uygun olarak yatırımları doğru yere sevkedecek ve atıl yatırımlar haline getirmeyecek bir şekle sokulmalı" değerlendirmesini yaptı. Görüşlerine başvurulan birçok sanayi odası başkanı da kentlerindeki sıkıntıyı ve istihdamdaki daralmaları dile getiriyorlar.

5084 sayılı 49 ilde uygulanan teşvik sisteminin yeterli olmadığı ve yeni bir teşvik sistemi geliştirilmesi birçok sivil toplum kurumunu ve kamuyu yeni yasanın içeriği konusunda çalışmalar yapmaya itti. İşsizlik kapıyı çaldıkça, bu çalışmanın bir an önce tamamlanması düşüncesi önemseniyor. Erken önlem alınmaması halinde işsizlik sorununun artacağı ve sosyal sorun yaratabileceği üzerinde duruluyor.

Yeni dönemde teşvikle ilgili öneriler arasında, projeye dayalı model, bölgesel asgari ücret uygulanması ve bunun bölge şartlarını ele alan bölge yöneticilerince saptanması, istihdam sayısında artış sağlayan ve ihracat yapan firmalara ek destek verilmesi, özel alanlarda taşıma ve lojistik desteği, firmalar istihdamı artırdıkça enerji desteğinin artırılması, desteklerin kümelenmeyi, kalifiye emek eğitimini artırması gibi özellikler taşıması yer alıyor.

GAP gibi özel alanlarda istihdamın geliştirilmesi için özel bazı imkanların bölgeye sunulması için özel çalışmalar yapılması da öneriler arasında bulunuyor. Bu bölgenin Amerika ile yapılacak müzakerelerle Nitelikli Sanayi Bölgesi ilan edilebileceği düşünülüyor. Bunun gerçekleşmesi halinde Amerika'ya fonsuz ve kotasız üretim için Mısır gibi ülkelere giden Türk yatırımcıların yurtdışına çıkmayıp GAP'a yatırım yapacakları belirtiliyor.

İşsizlik her geçen gün daha büyük bir sorun olarak kapıyı çalarken, üretimi ve ihracatı proje bazında destekleyen yeni teşvik sistemiyle istihdamın artırılabilmesi ve kalifiye emeğe dayalı üretimin geliştirilmesi için çalışmalar sürdürülüyor. Beklentimiz bu çalışmaların kısa zamanda kamu otoritesince ele alınıp sonuçlandırılması. Çalışmaların önemli bir olgunluğa ulaştığına inanıyor ve bir an önce harekete geçilmesini bekliyoruz

Euro/dolar paritesi 1.4830; dolar /Yen paritesi 107.30

25.02.2008 - 09:07


Euro/dolar paritesi 1.4830; dolar /Yen paritesi 107.30

İMKB, güne 642 puan yükselişle 46235 puandan başladı

25.02.2008 - 09:40


İMKB, güne 642 puan yükselişle 46235 puandan başladı

Petrol fiyatında 'yükseliş'

25.02.2008 - 10:17


Sınır ötesi operasyon ve İran'ın nükleer programına yönelik gerginlik fiyatlara yansıdı

İSTANBUL - Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta düzenlediği askeri operasyon ve İran'ın nükleer programından kaynaklı gerginliklerin tekrar gündeme gelmesine bağlı olarak bugün de yükseldi. Nisan vadeli Batı Teksas petrolünün varil fiyatı 99.70 dolar seviyesine kadar çıktı. Şu sıralarda ise 46 sent artışla 99.27 Dolar/varil seviyesinde.

Analistler, hafta sonu yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye'nin düzenlediği harekatın PKK terör örgütü ile sınırlı olduğuna yönelik kanının güçlendiğini ancak yaşanacak olumsuz bir gelişmenin bölgenin istikrarına zarar verebileceği endişesinin devam ettiğini vurguluyorlar.

İran ise dün yaptığı açıklamada, ülkenin nükleer programına yönelik olarak yeni tedbirler uygulanmasına yönelik planın buna destek veren ülkeler için bir maliyeti olacağı tehdidinde bulunmuştu.

Emisyon hacmi, cuma günü 589 milyon YTL arttı

25.02.2008 - 10:37


Emisyon hacmi, cuma günü 26 milyar 879 milyon 376,8 bin YTL'ye çıktı

ANKARA - Emisyon hacmi, 22 Şubat Cuma günü 589 milyon 369,8 bin YTL artarak 26 milyar 879 milyon 376,8 bin YTL'ye çıktı. 

Merkez Bankası verilerine göre emisyon hacmi, 21 Şubat Perşembe günü 26 milyar 290 milyon 8,5 bin YTL düzeyindeydi. 

Bu arada, Cuma günü interbank işlemleriyle piyasaya 5 milyar 618 milyon 797,6 bin YTL, açık piyasa işlemleri ile de 1 milyar 500 milyon YTL verildi.

Piyasaların barometresi: Döviz kuru
Mehmet Uğur CİVELEK
25.02.2008 - 09:34


Gerek küresel gerekse ulusal düzeyde, döviz piyasalarında yaşanan eğilim ve temelindeki beklentilere yönelik hassasiyet önem kazanıyor.

Gerek küresel gerekse ulusal düzeyde, döviz piyasalarında yaşanan eğilim ve temelindeki beklentilere yönelik hassasiyet önem kazanıyor. Zira risk alma isteği veya belirsizlik algılamasındaki değişiklikleri algılamak açısından, bir anlamda barometre işlevi görüyor. Diğer taraftan gelişmelerin kontrolden çıkmaması açısından döviz piyasalarını yönlendirme çabaları da yukarıdaki algılamaya paralel olarak yoğunlaşıyor; bu durum kafa karışıklığını da beraberinde getiriyor, güvensizlik büyüyor.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız söylemi biraz açmakta yarar var; örneğin uluslararası döviz piyasalarında dolar ve Japon Yeni değer kazanmaya başladığında beklentilerin olumsuzlaştığı, riskten kaçınma eğiliminin büyüdüğü düşünülüyor. Çok düşük faiz verimine rağmen bu paraların değerlenmesinin kullanılan kredilerin kapatılması ve riskten kaçışın hızlanmasından kaynaklanabileceği düşünülüyor. Dolar ve Japon Yeni'nin değer kaybetmesi ise anormal bir şey olmadığı, belirsizliğin artmadığı, risk alma iştahının yüksek düzeyini koruduğu şeklinde yorumlanıyor. Tabii bu değerlendirmelerin çok kısa vadeli olduğunu hesaba katmak gerekiyor. Yoksa orta vadede her iki eğilimden birinin durgunluk, diğerinin ise enflasyon riskini artırdığı, sürdürülebilir olmadıkları için risk alma isteğini zaman içinde azaltacağı biliniyor. Beklentileri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek, bilançolarındaki olumsuzlaşmayı geciktirerek günü kurtarma derdinde olanlar da duruma göre farklı konuşabiliyor, enflasyon korkusu büyüdüğünde başka durgunluk endişesi ön plana çıktığında daha başka yorumlar yapıyor, çelişki bataklığında yürümeye çalışıyorlar.

Benzer durum ülkemizdeki döviz piyasaları ve kur için de geçerli; finansal piyasalara göre Türk Lirası değerleniyor ise işler iyi gidiyor, değer kaybediyorsa kriz sirenleri devreye giriyor, dış piyasalardaki olumsuzluklara rağmen mevcut düzeyini koruyor ise başka masallar devreye giriyor. Bu arada bu yorumları üreten kesimlerin çıkarları ile çatıştığını hesaba katmak, onlar için yaratılan kaosu da görmek gerekiyor: Türk Lirası değer kazansa da kaybetse de onlar tükenenler safında olacaklar; ya ekonomi krize girdiği ya da rekabet gücünü tükettikleri için!.. Yine belirtmekte yarar var finansçılar günü kurtarmak için çok kısa vadeye bakarken, üreten kesimler orta vadede varlıklarını nasıl koruyacaklarını bilememenin şaşkınlığından kurtulamıyor, sonucu değiştirecek tepki veremiyorlar. Diğerlerinin anlattığı masallara pek inanmıyorlar ama doğrunun ne olduğunu da bilemiyorlar...

Gelelim döviz piyasasında bundan sonra yaşanacaklara, ancak öncelikle ya çok kısa vadeli söylemler veya nakaratlaşmış hurafeleri deşifre etmek lazım, zira bunlar beklenti yönetimini desteklemek ve de sanki tarafsızmış gibi görünebilmek için kullanılıyor. Daha önceki bir yazımızda döviz kurunun ekonomik bir değişken olmaktan çıkıp siyasi bir değişkene dönüştüğünü ifade etmiştik; mevcut söylemleri de bu çerçevede görmek gerekiyor.

Döviz kurunun, teknik analiz açısından taban formasyonu yaptığını yakında eğilimin değişebileceğini söyleyenler, kur biraz hareketlenince ağız değiştiriyor; eğilim değişikliği düzeltmeye dönüşüyor ve bu seviyeleri satış fırsatı olarak pazarlamaya çalışıyor veya formasyonun bozulduğunu iddia ediyorlar. Bu bakış açısı çok kısa vadelidir fazlaca ciddiye almayın.

Bazı veriler kullanılarak döviz kurunun yukarı gidemeyeceği yönünde psikoloji oluşturarak bu piyasa yönlendirilir ve son yıllarda işe yaramamıştır. Fakat baskı oluşturmak amaçlı söylemler ya eksiktir ya da gerçek değildir. Örneğin 100 milyar doları aşan döviz hesapları genelde döviz kurunu yönlendirmek için kullanılır; ve nedense kimse sormaz, tasarruf eğilimi negatife dönüştüğü halde nasıl oluyor da tasarruflar artıyor? Veya hangi enayi hem döviz alıp hem de bunu söz konusu ekonominin bankacılık sisteminde tutar? Bu rakamın çok büyük kısmı kaydidir ve kullanılabilir değildir, bilanço makyajında ve beklenti yönetiminde kullanılan bir görüntüden ibarettir. Veya artık pek kullanılmayan Merkez Bankası rezervlerinin büyüklüğü tekrar öne sürülebilir; ancak görüldü ki Merkez Bankası müdahale yönünde tepki verinceye kadar iş işten geçiyor...

Ülkemizde, döviz piyasalarının yukarı hareket potansiyeli aksi yöndeki baskı büyüdükçe artmakta, kriz korkusu büyümektedir. Hem stok hem de akım olarak sıkıntının büyümesi önlenememekte, fakat günü kurtarmak için her türlü yalandan veya yönlendirme amaçlı eksik bilgiden medet umulmaktadır.

Piyasada satıcı geliyor ise alıcı, alıcı geliyor ise satıcı birkaç adım geri çekilir ve bu durumu fırsat olarak görüp yararlanmaya çalışır. Ülkemizde potansiyel alıcıların beklemesi ve satıcıların artması ve telaşlandırılması için her türlü oyun devrededir. Eğer bu çabalar işe yaramaz ise potansiyel alıcıların panikleyeceği ve 2006 Mayısı'nda olduğu gibi her şeyin kontrolden çıkacağı bilinmektedir. Bugün gerek dış piyasalardaki olumsuzluğun katkısı, gerekse içerideki iyice büyümüş stok ve akım sorunu nedeniyle bu son aşamaya iyice yaklaşılmıştır. Son ana kadar mevcut söylemlerin tekrarlanıyor olması normaldir, çünkü günü kurtarmak için başka şansları kalmamıştır. Şu an dolar kuru 1.25'i aşmasın diye çaba harcanıyor fakat bu seviye ve ardından 1.30 aşılır ise potansiyel alıcıların devreye girmesi ve gelişmelerin kontrolden çıkması kaçınılmaz olur. Bizden söylemesi, tamah ve tedbiri ihmal etmeyin yoksa maliyeti çok ağır olabilir!.. Unutmayın barometre bozuk, gerçeği söyleyemiyor...

 

 

   
Bugün 1 ziyaretçi (28 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=